takip et
mobil
SOHBET GİRİŞİ
sohbet girişi
YAZI BİLGİLERİ
21 Ağustos, 2010
1 yorum
533 okunma
Yazı Kategorisi : Sağlık
Bir aşk hikayeni yada bir tanışma hikayeni bizimle paylaşmak istermisin ? gönder
Bir aşk hikayeni yada bir tanışma hikayeni bizimle paylaşmak istermisin ? gönder

Bitkinlik-Yorgunluk

Bitkinlik ve Yorgunluk
Yorgunluk, güçsüzlük veya tükenme duy­gusunu tanımlayan bir terim.

Yorgunluk için genel bir tanimlama yapmak zordur ancak normal aktivite sirasinda ya da sonrasinda tükenmislik hissi ya da aktiviteye baslamak için yeterli enerji olmadigi hissi olarak tanimlanabilir.

· Yipranmislik       · Yorgunluk   · Tükenmislik   · Güçsüzlük    · Çalismanin tatsizlasmasi

· Sikinti   · Performans azalmasi    · Halsizlik    · Egzersizle dispne     · Enerji yoklugu

· Uykulu hal      · Çalismaya isteksizlik

Ancak terminolojide bir karmasa oldugu da gerçektir. Hastalar güçsüzlük oldugunda yada egzersizde nefes darligi oldugunda bunu yorgunluk olarak tanimlarlar. Aslinda güçsüzlük kas güçünde azalma olmasi ve bunun da fizik muayenede saptanmasi halinde kullanilmasi gereken tanimlamadir. Bu yakinma yada bulgunun altinda nörolojik yada musküler nedenlerin olup olmadiginin arastirilmasi gerekir. Ancak fizik muayene bulgusu olmadiginda güçsüzlük yorgunluk ile sinonim olarak kullanilabilir.
Klinisyen hasta yakinmasinin gerçekten yorgunluk olduguna karar verirse bunu asagidaki kategorilerden birine koymali ve baslangiç incelemelerine bu çerçeveden baslamalidir.

Fizyolojik yorgunluk:
Yorgunlugun bu tipi saglik durumu normal olan bir kiside stres, diyet degisikligi, yetersiz istirihat ya da uyku veya asiri aktivite durumlarinda olmaktadir. Yasli olan kisilerde yorgunlugun bu tipine siklikla rastlanmaktadir. Iyi bir öykü alinmasi ile bu gibi faktörlerin olup olmadigi arastirilmalidir.

Organik yorgunluk:
Bu tip yorgunluk bazi medikal problemler ile birliktedir ve yaslilarda en sik rastlanan yorgunluk nedenidir. Bu medikal problemler anemi, kronik böbrek yetersizligi, karaciger yetersizligi, kronik obstruktif akciger hastaligi, konjestif kalp yetersizligi, infeksiyonlar, degisik endokrin ve metabolik anormalliklerdir. Bu yorgunlugun giderilmesi için organ ve sistemlerin fonksiyonel kapasiteleri belirlenmeli ve uygun yasam tarzi degisikligi, non farmakolojik ve farmakolojik tedavi düzenlemeleri yapilmalidir.

Kanserler:
Yaslilarda yorgunlugun diger bir nedeni kanserlerdir. Öykü, sistemlerin sorgulamasi ve fizik muayene bulgulari kanser olasiligini akla getiriyor ise uygun tani testleri ile kanser taramasi yapilmalidir. Bunun için rutin hematolojik testler, biyokimya testleri , radyolojik incelemeler, endoskobik incelemeler, tümör belirteçleri kullanilmakta ve kanser dokusu süphesi varsa biyopsi ile doku alinmakta ve histopatolojik inceleme yapilmaktadir. Görüntülemede en sik kullanilan incelemeler akciger grafisi, ultrasonografi, tomografi, üst ve alt gastrointestinal endoskobi , bronkoskobi ve sistoskopidir.

Ilaçlar / Toksinler:
Özellikle yasli popülasyonda siklikla kullanilan birçok ilaç grubu yorgunlugu yol açabilmektedir. Antihistaminikler, analjezikler, kortikosteroidler, antidepressanlari sedatifler ve bata blokerler ençok sorumlu tutulan ilaçlardir. Bunlarin yorgunluga neden olmalarinin mekanizmalari degisiktir. Bazilari direkt etki ile bazilari ise kesilmesi ile yorgunluga yol açabilirler. Yaslilarda ilaçlarin farmakokinetik ve farmakodinamik özellikleride farklilik gösterdiginden bu konu daha da önem kazanmaktadir. Dolayisiyla yaslilarda ilaç kullaniminda kanita dayali olmayan uygulamalardan kaçinmak gerekir. Dogru tani konduktan sonra uygun ilacin uygun dozda verilmesi ve etkilerinin yakin takip edilmesi gerekir. Hatta bazi ilaçlarda ( digoksin, teofilin vb ) kan düzeylerini takip ederek tedavinin sürdürülmesi gerekmektedir. En yaygin kullanilan ve yorgunluga neden olan toksin alkoldür.

Psikojenik yorgunluk:
Yorgunluk nedenlerinin yaklasik olarak %50 sini psikolojik faktörler olusturmaktadir. Depresyon ile birlikte olmasi en sik rastlanilanidir. Herhangi bir zamanda olabilir. Genellikle sabah kalkildiginda vardir ve günün ilerleyen saatlerinde azalir. Duygu düsünce ve stres durumundaki degisikliklere paralel olarak yorgunluk ta ortaya çikar. Depresyon, anksiete ve diger somatizasyon bulgulari ile birlikte olabilir. Altta yatan psikolojik neden psikoterapi ya da farmakolojik tedavi ile düzeltilirse yorgunlugun da giderilmis oldugu görülmektedir.

Kronik Yorgunluk Sendromu:
Son zamanlarda tanimlanmis olan bir sendromdur ve yaslilarda nadirdir. Yorgunlugu olan olgularin arastirilmasinda yaklasik olarak % 30 olguda psikolojik ve organik bir neden bulunamamaktadir. Bu olgular tanisal ipucu olabilecek belirti ve semptomlari gözlemek için zaman içerisinde tekrar tekrar muayene edilmelidir. Spesifik bir tani konana kadar bu olgular idiyopatik kronik yorgunluk olarak degerlendirilmektedir. Bu olgularda motivasyon azligi konsantrasyon yetersizligi, güçsüzlük ve irritabilite gözlenmektedir. Psikomotor hizda yavaslama olmasi düsmelere ve kazalara maruz kalmaya yol açmaktadir.

Kronik yorgunluk sendromu tanisi için asagidaki iki kriterin olmasi gerekmekir:
Klinik olarak degerlendirilmis, tanimlanamayan devamli veya tekrarlayan yorgunlugun yeni veya bilinen bir zamanda baslamasi, devam eden bir hareketlilik sonucu olmamasi, esas olarak dinlenmekle hafiflememesi ve mevcut is, egitim, sosyal ve özel yasam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açmasi Ayni zamanda asagidaki semptomlardan 4 veya daha fazlasinin bulunmasi ve bunlarin ardisik 6 ay veya daha uzun süre boyunca devam etmesi ve yorgunluktan daha önce baslamamasi gerekir.

1. Kisa süreli bellekte veya konsantrasyonda önemli bozulma
2. Bogaz agrisi
3. Lenf bezlerinde hassasiyet
4. Kas agrisi
5. Çesitli eklemlerde kizariklik veya sislik olmaksizin agri olmasi
6. Yeni olusan, sekil degistiren veya ciddilesen bas agrisi
7. Sabah uyaninca kendine gelememe (uykulu olma halinin devam etmesi)
8. Yapilan bir is sonrasi 24 saatten fazla sürede geçen kiriklik

Bu esas semptomlarin yani sira karin agrisi, alkol intoleransi, siskinlik, gögüs agrisi, kronik öksürük, diare, sersemlik, agiz ve göz kurulugu, kulak agrisi, çarpinti, çene agrisi, sabah katiligi, bulanti, gece terlemesi, psikolojik problemler (depresyon, sinirlilik, anksiyete, panik atak), nefes darligi, deri duyarliligi, karincalanma hissi ve kilo kaybi gibi semptomlarin varligi da ifade edilir.

Ekleyen:Ferda

Bir önceki yazımda « makalem var. Okumanızı tavsiye ederim.
ETİKETLERİM :

Benzer Yazılar


Bal ve Zeytinyagı Maskesi: mazemeler:  3  yemek kaşığı ...

seker
2

Genç ve sağlıklı bir cilde sahip olmak herkesin hayalidir. Özelliklede ...

admin
6

Boyun fıtığı çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir ancak hastalığın ...

admin
4

YORUMLAR




Yorumlar (1 Yorum)

Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?